COP31’de tarihi adım. COP toplantılarına ilk kez sağlık gündemi dahil edildi

Türkiye, kasım ayında başkanlığını ve ev sahipliğini üstleneceği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde küresel ölçekte tarihi bir ilke imza attı. Cenevre’de düzenlenen uluslararası zirvede alınan stratejik kararla, COP ajandasına dünya tarihinde ilk kez resmi olarak “sağlık gündemi” dahil edildi. Sağlık Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Aziz Alper Biten’in liderliğinde duyurulan bu gelişme, küresel iklim diplomasisinde Türkiye’nin vizyoner gücünü ortaya koyan tarihi bir dönüm noktası anlamını taşıyor. Günümüzde iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkıp, doğrudan insan sağlığını ve küresel sağlık güvenliğini tehdit ettiği bir dönemdeyiz. Bu bağlamda Türkiye’nin hamlesi; COP toplantılarının geleneksel sınırlarını genişleterek, iklim politikasının merkezine insanı ve sürdürülebilir yaşamı yerleştiriyor. Cenevre’deki özel oturumda Brezilya Sağlık Bakanı Alexandre Padilha, Avustralya Hastalık Kontrol Merkezi Genel Direktörü Zoe Wainter ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Temsilcisi Jeremy Farrar gibi dev isimlerin Türkiye’nin arkasında durması, bu adımın küresel sahnede ne kadar büyük bir karşılık bulduğunu kanıtlıyor. Bu büyük çaplı diplomatik başarının, kasım ayında ülkemizde gerçekleşecek büyük zirvenin de karakterini temelden değiştirmesi bekleniyor. Küresel iklim müzakerelerinde artık sadece karbon emisyonları değil, iklim krizinin tetiklediği sağlık sorunları ve bu sorunlara karşı geliştirilecek ortak tedavi/önlem stratejileri de masada olacak. Genel Müdür Aziz Alper Biten’in de altını çizdiği üzere, dünyanın dört bir yanından liderleri ve sağlık otoritelerini ağırlayacak olan bu organizasyon, Türkiye’nin küresel politikalara bizzat yön veren liderlik pozisyonunu pekiştiriyor. Bu süreçte çevre ve sağlık politikalarının entegre yürütülmesinin yanı sıra, çok uluslu diplomasinin de hayati bir rol oynayacağı vurgulanırken; COP31 ile birlikte Türkiye’nin önünde tüm dünyaya rehberlik edecek devasa bir fırsat duruyor. Şimdi asıl odaklanılması gereken nokta ise, İstanbul’daki ön hazırlık forumlarından ve Cenevre’deki bu tarihi sağlık hamlesinden elde edilen küresel gücün, kasım ayındaki büyük zirvede nasıl bir “küresel eylem planına” dönüştürüleceği.