AB’den COP31 Öncesi Kritik Hamle: Karbon Piyasası ile Elektrifikasyon Politikası Birleşiyor

Avrupa Komisyonu, 17 Temmuz 2026’da Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nin (EU ETS) yeniden düzenlenmesine yönelik teklifini ve yeni Elektrifikasyon Eylem Planı’nı birlikte açıkladı. Aynı pakette sunulan iki belge, Avrupa’nın iklim politikasında karbon fiyatlandırması ile sanayi, enerji ve rekabet politikalarının giderek daha fazla iç içe geçtiğini gösteriyor.

Bu gelişme yalnızca Avrupa Birliği açısından önem taşımıyor, EU ETS’de yapılacak değişikliklerin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), uluslararası tedarik zincirleri ve AB’ye ihracat yapan şirketlerin dönüşüm planları üzerinde de doğrudan veya dolaylı etkileri olacak. Paket aynı zamanda COP31 Başkanlığının 2035 yılına yönelik küresel elektrifikasyon hedefiyle açık bir bağ kuruyor.

EU ETS, 2040 İKLİM HEDEFİ DOĞRULTUSUNDA YENİDEN ŞEKİLLENİYOR

Avrupa Birliği, 2040 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını 1990 seviyesine kıyasla yüzde 90 azaltmayı hedefliyor. Komisyonun yeni teklifi, EU ETS kapsamındaki emisyon azaltım çizgisini bu hedefle uyumlu hale getirmeyi amaçlıyor.

Teklifin öne çıkan unsurları arasında 2031 sonrasındaki emisyon üst sınırının yeniden düzenlenmesi, Piyasa İstikrar Rezervi’nin güçlendirilmesi ve kalıcı karbon giderimlerinin kontrollü biçimde EU ETS’ye entegre edilmesi bulunuyor. Komisyon, bu düzenleme ile karbon piyasasındaki likiditeyi korumayı ve özellikle azaltılması teknik olarak zor olan sanayi emisyonları için uzun vadeli bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor.

Burada önemli bir ayrım yapılması gerekiyor: Teklif, şirketlerin herhangi bir gönüllü karbon kredisini sınırsız biçimde kullanabilmesine imkân tanımıyor. Sisteme alınması öngörülen giderimlerin kalıcı, izlenebilir ve çevresel bütünlüğü güvence altına alınmış olması gerekiyor. Giderimlerin satın alınması ve sisteme dâhil edilmesi de Komisyon tarafından yönetilecek kontrollü bir mekanizma üzerinden gerçekleştirilecek.

Teklif ayrıca ücretsiz tahsisatın ve dolaylı karbon maliyeti telafisinin 2030 sonrasında da sürdürülmesini, ancak bu desteklerin Avrupa içinde gerçekleştirilecek somut karbonsuzlaşmayatırımlarına bağlanmasını öngörüyor. Buna göre destekten yararlanacak işletmelerin yatırım planları sunması ve taahhüt edilen emisyon azaltım yatırımlarını uygulaması gerekecek.

 

Sanayi dönüşümünün finansmanı amacıyla 100 milyar avroluk bir Endüstriyel Karbonsuzlaşma Bankası kurulması da teklifin dikkat çeken unsurları arasında. Kaynakların elektrifikasyon, temiz teknoloji, enerji depolama, şebeke bağlantıları ve düşük karbonlu üretim yatırımlarına yönlendirilmesi planlanıyor.

EU ETS kapsamının belediye atık yakma tesislerini ve belirli küçük deniz araçlarını içerecek şekilde genişletilmesi de gündemde. Uluslararası Denizcilik Örgütü bünyesinde küresel bir emisyon fiyatlandırma mekanizmasının kabul edilmesi halinde ise çifte karbon maliyetini önleyecek bir gözden geçirme mekanizması öngörülüyor.

Bununla birlikte, açıklanan düzenlemenin henüz bir Komisyon teklifi olduğu unutulmamalı. Değişikliklerin yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi tarafından görüşülerek kabul edilmesi gerekiyor. Avrupa Komisyonu EU ETS değişiklik teklifi

ELEKTRİFİKASYON ARTIK İKLİM POLİTİKASININ MERKEZİNDE

EU ETS değişiklik teklifiyle birlikte açıklanan Elektrifikasyon Eylem Planı, elektriğin AB nihai enerji tüketimindeki payının 2030’da % 32’ye, 2040’ta ise %46’ya çıkarılmasını öngörüyor. Komisyon, 2040 hedefinin yakalanmasının AB’nin fosil yakıt ithalat maliyetini yılda yaklaşık 260 milyar avro azaltabileceğini hesaplıyor.

Plan; sanayi, ulaşım ve binalarda fosil yakıtla çalışan sistemlerin temiz elektrik teknolojileriyle değiştirilmesini hızlandırmayı amaçlıyor. Ancak elektrifikasyon yalnızca ekipman değişimi olarak ele alınmıyor. Elektrik ve doğal gaz fiyatları arasındaki farkın azaltılması, şebeke bağlantılarının hızlandırılması, elektrik depolama kapasitesinin artırılması, talep esnekliği ve uzun vadeli yenilenebilir enerji tedarik sözleşmelerinin yaygınlaştırılması da planın temel bileşenleri arasında.

SANAYİ AÇISINDAN ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR ŞUNLAR:

Endüstriyel proses ısısının elektriklendirilmesi,
Elektrikli ve yenilenebilir ısı çözümlerinin desteklenmesi,
Enerji depolama ve tesis içi enerji yönetim sistemlerinin geliştirilmesi,
Sektörel elektrifikasyon yol haritalarının hazırlanması,
Sanayi kümeleri arasında enerji, atık ısı ve altyapı iş birliklerinin kurulması,
Yenilenebilir enerji tedarik anlaşmalarına erişimin kolaylaştırılması.

 

Bu yaklaşım, enerji verimliliği ile elektrifikasyonun birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak görülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Elektrikleştirilen bir üretim sürecinin rekabetçi ve düşük karbonlu olabilmesi için kullanılan elektriğin kaynağı, tesisin şebeke erişimi, depolama kapasitesi ve üretim esnekliği birlikte değerlendirilmek zorunda.

COP31 İLE DOĞRUDAN BAĞLANTI

AB Elektrifikasyon Eylem Planı, COP31 Başkanlığının 2035 yılına kadar elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını yüzde 35’e çıkarma hedefini açık biçimde destekliyor. Plan aynı zamanda Avrupa Komisyonu, COP30 ve COP31 başkanlıkları ile uluslararası enerji kuruluşlarının yer aldığı Electrify Now girişimine dayanıyor.

COP31 Eylem Gündemi’nde elektrifikasyonun yanı sıra binalardaki enerji yoğunluğunun yüzde 25 azaltılması ve küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılması gibi ölçülebilir 2035 hedefleri bulunuyor. COP31 Başkanlığının oluşturmayı planladığı Climate Implementation Bridge ise ülkelerin ulusal katkı beyanlarını yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmeyi amaçlıyor.

Bu nedenle Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in yalnızca yeni hedeflerin tartışıldığı bir konferans olması beklenmiyor. Finansman, elektrik şebekeleri, temiz teknoloji yatırımları, sanayide dönüşüm ve uygulama kapasitesi müzakerelerin belirleyici başlıkları olacak.

AB’nin son paketi, iklim politikasında yeni dönemin yalnızca daha yüksek bir karbon fiyatından ibaret olmayacağını gösteriyor. Karbon fiyatlandırması; temiz elektrik, sanayi yatırımları, finansman mekanizmaları ve uluslararası ticaret kurallarıyla birlikte uygulanacak.

COP31 açısından asıl soru da burada ortaya çıkıyor: Antalya’daki müzakereler, küresel elektrifikasyon hedefini ülkelerin enerji sistemlerine ve yatırım programlarına aktarabilecek somut mekanizmalar üretebilecek mi? COP31’in başarısı, yeni taahhütlerin sayısından çok, mevcut hedefleri finanse edilebilir ve uygulanabilir projelere dönüştürme kapasitesiyle ölçülecek.

SHARE THIS ARTICLE