TBMM Çevre Komisyonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı
COP31 süreci ve iklim politikaları masaya yatırıldı. Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Halil Yaşar, iklim krizinin gıda güvenliği üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, “İklim Uygulama Köprüsü” adı verilen yeni bir mekanizmanın hayata geçirildiğini söyledi.
COP31 kapsamında liderler zirvesi, ülke delegasyonları ve çok sayıda yan etkinligin düzenleneceğini belirten Yaşar, özellikle 11-12 Kasım tarihlerinde yapılacak Liderler Zirvesi’ne 100’ün üzerinde devlet ve hükümet başkanının katılımının beklendiğini ifade etti. Yaşar, Antalya’da gerçekleştirilecek zirvede ülkeler arasında uzlaşıyla önemli kararların alınmasını hedeflediklerini dile getirdi.
FOSiL YAKIT POLİTİKALARI GÜNDEME GELDi
Toplantıda söz alan DEM Parti İzmir Milletvekili Ibrahim Akın, Türkiye’nin enerji ve iklim politikalarına ilişkin eleştirilerde bulundu. Akın, küresel iklim kriziyle mücadelede fosil yakıt kullanımının azaltılmasına yönelik daha güçlü adımlar atılması gerektigini savunarak, Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında politika farklılığı olup olmadığını sordu.
“TÜRKİYE ÖNCE KENDİ EVİNDEKİ TABLOYU DÜZENLEMELİ”
CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer ise COP31’in Türkiye açısından önemli bir sınav niteliği
taşıdığını belirtti. Türkiye’nin kuraklık, orman yangınları, sel ve sıcak hava dalgaları gibi iklim kaynaklı risklerle karşı karşıya olduğuna işaret eden Dinçer, zirvede ortaya konulacak somut politikaların önemine dikkat çekti.
Dinçer ayrıca, yakın dönemde kabul edilen İklim Kanunu’nun kömürden çıkış ve adil geçiş gibi konuları içermediğini öne sürerek, düzenlemenin daha çok emisyon ticareti ve karbon piyasalarına odaklandığını söyledi.
“NET SIFIR HEDEFİ YENİLENEBİLİR ENERJİYLE SAĞLANACAK”
Eleştirilere yanıt veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefini yenilenebilir enerji yatırımları ve çeşitli sektörlerdeki dönüşüm politikalarıyla gerçekleştirmeyi planladığını ifade etti.
Varank, Paris Anlaşması’nın ülkeleri belirli enerji kaynaklarından çıkmaya zorlamadığını belirterek, her ülkenin emisyon azaltım hedeflerine kendi yöntemleriyle ulaşabileceğini söyledi.
Bu kapsamda yenilenebilir enerji, atık yönetimi, bina sektörü ve diğer dönüşüm alanlarının önemli rol oynayacağını kaydetti.
“COP31’DE İŞ DÜNYASI EN BÜYÜK DESTEĞİ VERDİ”
COP31 hazırlık sürecinde özel sektörün aktif rol oynadığını vurgulayan Varank, iş dünyasının sürdürülebilirlik ve emisyon azaltımı konusunda yoğun çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Türkiye’nin zirvede öncelikli olarak 2035 yılına yönelik eylem hedeflerini gündeme taşıyacağını
ifade eden Varank, özellikle elektrifikasyon alanındaki hedeflerin küresel emisyonların azaltılmasına önemli katkı sağlayacağını söyledi.
Komisyonda yapılan değerlendirmelerde, COP31’in Türkiye’nin iklim politikalarını uluslararası platformda ortaya koyacağı önemli bir süreç olacağı vurgulandı.